Ukrayna’da 2023 görünümü

Foto: Almanya Başbakanı Scholz ve bahar aylarında muhtemelen Ukrayna’da savaş alanında göreceğimiz Leopard tankı

15.01.2023

2023 başında Ukrayna’daki korkunç savaş hakkında kesinlikle söylenebilecek ilk şey, ne zaman ve nasıl bitecek belli değil.

Nasıl biteceği sadece Ukrayna ve Rusya değil, Avrupa’nın yeni güvenlik sistemi ve küresel jeopolitik dengeler açısından da hayati önem taşıyor.

Gelecek yıl bu günlerde savaş hâlâ devam ediyor olursa, Kasım 2024’deki ABD başkanlık seçiminin sonucunu bekleme eğilimi ağırlık kazanabilir, barış 2024’te de gelmeyebilir.

Savaşta; taraflardan birinin zaferi, kabaca mevcut cephe hattı boyunca yenişemezlik durumu veya öngörülemez tırmanmalar dahil hemen her senaryo mümkün.

Dış politikanın büyük ustası Henry Kissinger “Yeni bir dünya savaşından nasıl kaçınabiliriz” başlıklı son makalede tırmanma riskini vurguluyor ve çözüm önerilerini özetliyor.

İkincisi, kamuoyunun ilgisi nispeten azalsa da savaş tüm gaddarlığıyla sürüyor.

Yakında birinci yıl tamamladığında Ukrayna ve Rusya orduları ayrı ayrı, 50-60 bini ölen, 150 bin civarında zayiat vermiş olacak. Bu korkunç sayılara siviller dahil değil.

Yaz aylarındaki Mariupol savaşı sırasında, sadece şehrin morguna giriş kaydı yapılan, daha sonra toplu mezarlara gömülen ceset sayısı 87 bin ve bunun büyük kısmı siviller.

Rusya eylülden beri Donetsk ilinin alamadığı kısmı için şiddete saldırıyor, ama fazla ilerleyemiyor. Birkaç gün önce zayıf bir anında Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenski’nin ağzından, yöredeki iki küçük kasaba hakkında şu sözler döküldü: “Lisihansk ve Siverodonetsk’i savunmak için her gün 100 askerimiz ölüyor. Bazen düşünüyorum, değer mi?”

Zelenski’nin verdiği sayı muhtemelen asgari zaiyat. Toplam değil, aylardır her gün 100 asker. Bin km cephede, sadece iki küçük kasaba çevresinde.

Tabii Rusya’nın iki küçük kasabadaki kayıpları da o civarda, saldıran taraf olduğu için büyük olasılıkla daha fazla.

*     *     *

Sonbahardan itibaren hücum inisiyatifini ele geçiren Ukrayna, kaybettiği toprakların bir kısmını, o arada Dnipro Nehri’nin Karadeniz’e döküldüğü yerdeki Herson kentini alarak başarılar ve büyük moral kazandı.

Rusya’nın hedefleri arasında Dnipro’nun batısında kalan Odesa (Osmanlı’nın Hacıbey kasabasının bulunduğu yer) dahil, Karadeniz sahilinin tamamını almak vardı. Öylece Ukrayna’nın deniz bağlantısı kesilecek ve Moldovya’nın doğusundaki kardeş Transdinyester Cumhuriyeti’yle karadan birleşme sağlanacaktı.

Herson’un terkedilmesi o planların sonu anlamına geldi; savaşın ilk günlerinde hızla Kiev’i ele geçirme hedefinin düşmesinden sonra Rusya için ikinci büyük başarısızlık oldu.

Ama Ukrayna’nın son aylardaki kazanımlarına rağmen, Rusya halen Ukrayna topraklarının %20’den fazlasını kontrol ediyor. Üstelik bu orana Kırım dahil değil.

Şimdi kış molası nedeniyle taraflar askeri birliklerini yeniden organize ediyor ve güç tazeliyor. Gözlemciler, Ukrayna veya Rusya’nın yakında başlatabileceği büyük saldırılar hakkında değişik senaryolar üretiyor.

Herhalde en kritik senaryo, Ukrayna ordusunun Melitopol kenti üzerinden Azak Denizi’ne ulaşması. Yaklaşık 100 km boyunca ağır zaiyat doğuracak ileri harekât başarılırsa, Kırım’ın ve çok sayıda Rus birliğinin karadan Rusya bağlantısı kesilecek (Kerç köprüsü hariç). Kırım üzerinde büyük baskı oluşacak. O durumda Rusya; savaşı Ukrayna dışına taşımak, taktik nükleer silahlar kullanmak gibi tırmandırma seçeneklerine başvurabilir.

Amerika liderliğindeki Batı’nın Ukrayna’ya sağladığı destek; malzeme, silah sistemleri, kurmay ve strateji danışmanlığı, eğitim, uzay uydularıyla istihbarat gibi her türlü askeri unsuru içeriyor. New York Times’ın yazdığı gibi çoğu Amerika, İngiltere, Kanada ve Avustralya’dan gelen “binlerce” emekli asker, “uluslararası gönüllü” adı altında cephede savaşıyor. Gönüllüleri Washington koordine ediyor ve bir kısmının özellikle Ukrayna’da savaşmak için emekliye ayrıldığı biliniyor.

ABD en son savaş teknolojilerini Ukrayna’da gerçek savaş alanında deniyor. Mesela, büyük veri analitiği üzerine uzman Palantir Teknolojileri’nin ürettiği algoritma ve yazılımlar gibi.

(Algoritma: Bilgisayarla bir problemi çözmek için tüm işlemlerin sistemli şekilde tanımlanması)

Misal bir algoritma; ileri teknolojik casus uydular, sahadaki ajanlar, her gün bölgenin üstünden geçen yüzlerce ticari uydu, yeryüzünde üretilmiş harita, fotoğraf gibi gizli-açık çok sayıda kaynaktan gelen verileri topluyor, birleştiriyor ve savaş alanı hakkında neredeyse eksiksiz bir elektronik dosya hazırlıyor. Dosya, dost ve düşman askeri güçler hakkında bilgileri de kapsıyor. En uygun silaha ve konuma sahip Ukrayna birliğinin hangi hedefi vuracağı gibi nihai kararlar belirleniyor. Sonuç ilgili Ukrayna birliğine bildirilmeden önce, Ukrayna dışındaki NATO karargahına iletiliyor. Yapay zekanın kullanıldığı işlemler reel zamana yakın sürelerde, saniyeler içinde tamamlanıyor.

Sistemi üreten Palantir şirketinin üst düzey yöneticisi, Washington Post yazarı David Ignatius’a ürünlerini şöyle övüyor: “İleri algoritmik savaş sistemlerinin gücü şimdi o kadar muazzam ki, sadece konvansiyonel silahla savaşan düşmana karşı taktik nükleer silah kullanmaya denktir.”

Bundan sonra sık görülecek ‘algoritmalar savaşının’ ilk örneğini Ukrayna’da izliyoruz diyebiliriz. 

Ukrayna’ya akan yardımları izleyen Almanya’daki Kiel Enstitüsüne göre, Kasım 2022 sonuna kadar ABD’nin sağladığı askeri yardım 23 milyar dolar. Diğer Batılı ülkelerin katkıları dahil, yıllık bazda toplam askeri yardım 40 milyar civarında olacak. Bu sayılar, mesela İtalya’nın 19 milyar dolar savunma bütçesiyle kıyaslanabilir.

Ukrayna, yılbaşı gecesi Donetsk şehri civarındaki bir köy okuluna güdümlü roketlerle saldırdı. Kiev’e göre 400, Moskova’ya göre 90 civarı Rus askerin öldüğü operasyon savaşın en ölümcül vuruşlarından biriydi.

Batı medyasında bol ve geniş haber çıktı, okuldaki Rus askerlerin cep telefonlarını kullanarak yerlerini deşifre ettiği vurgulandı, ama saldırının gerçekte nasıl icra edildiği pek anlatılmadı. Ayrıca, daha önce telefon kullanmayan 10 civarında Rus generalin ABD’nin sağladığı istihbaratla tek tek vurulduğunu biliyoruz.

Saldırının muhtemelen nasıl gerçekleştiğini biz anlatalım. ABD’nin uzaydaki istihbarat uyduları ve yukarıda anlatılan algoritmik savaş sistemi, çok sayıda Rus askerinin okulda kaldığını belirledi. Amerikalı girişimci Elon Musk’un binlerce küçük uzay uydusu üzerine kurulu ve bedelsiz Ukrayna’ya sağladığı Starlink internet haberleşme sistemi üzerinden, yerdeki en uygun Ukrayna birliğine koordinatlar geçildi.

Ukrayna birliği, ABD’nin verdiği HIMARS füze sistemine koordinatları girdi ve füzeleri ateşledi. Çok sayıda güdümlü GMLRS füze, uzaydaki başka Amerikan uyduları tarafından hedefe yönlendirildi ve okul imha edildi.

Bu durumda hedefi kim vurmuş oluyor? Savaşan ülkeler hangileri?

Amerika’nın amacı ne?

Başkan Joe Biden’ın göreve başladıktan sonra yaptığı ilk dış politika konuşmasında ve başka yerlerde defalarca açıkladığı gibi, ABD’nin amacı Soğuk Savaş sonrasında elde ettiği tek süper güç konumunu sürdürmek ve dünyaya liderlik etmek. O amaçla yapılması gerekenlerden biri, dünyaya “gücünün örneğini göstermek” (example of our power).

Amerika, önleyici vuruşlarla kendisine rakip olabilecek güçlerin önünün kesmek istiyor (Wolfowitz doktrini). O amaç çerçevesinde Ukrayna’da ilk stratejik hedef, yine başta Amerikalı pek çok Batılı liderin açık ifade ettiği gibi, Rusya’yı savaş meydanında ve ekonomik olarak çökertmek, Moskova’da rejim değişikliği ve mümkünse Rusya’nın dağılması.

İkinci stratejik hedef Avrupa ile Rusya arasındaki geleneksel bağların koparılması, Rusya’nın tecridi ve Avrupa’nın sıkı şekilde ABD’nin arkasında saf tutması.

Ukrayna’da tüm taraflar şimdi uzun sürecek bir savaşa hazırlanıyor.

Amerikalı ve Batılı liderler konuşmalarında barışın sözünü etmekten dahi özenle kaçınıyor. Amerika’da kamuoyu araştırmaları, çoğunluğun diplomatik çözüm istediğini gösteriyor. Ama Washington-Moskova arasında o yönde bir diyalog yok.

Batılı ülkeler savaş alanına adım adım daha öldürücü savaş sistemleri gönderiyor. Amerika, Almanya ve Fransa daha önce reddettikleri hafif zırhlı araçları vereceklerini açıkladı.

ABD geçen ay Ukrayna’ya JDAM adlı gelişmiş elektronik ekipman göndermeye karar verdi. JDAM klasik bombalara bağlanınca, uzaydan güdümlü (GPS) ‘akıllı bomba’ elde ediliyor; Rus birlikleri ve komuta merkezleri için ilave ve ciddi tehdit oluşturacak.

Son günlerde Amerika’nın Abrams ve Almanya’nın Leopard tanklarının verilmesi tartışılıyor. Leopard tanklarının son versiyonu, 70 km maksimum hızla yol alırken 3 km uzaktaki hedefleri vurabiliyor, yüksek ateş gücüne ve delinmesi zor zırha sahip. Bunlar savaş alanında sonuç alabilen silahlar.

Kapsamlı eğitim gerektiren modern tankları büyük olasılıkla yazdan önce savaş meydanında göreceğiz. Kiev medyasında çıkan son haberlere göre, Polonya elindeki Leopard tanklarını Ukrayna’ya vereceğini bildirdi bile.

Avrupa’nın en hızlı şahinlerinden İngiltere eski başbakanı Boris Johnson’ın daha radikal önerileri var. Savaşın 2023’te bitirilmesi gerektiğini, o amaçla 300 km menzilli ATACMS füzelerinin verilmesini savunuyor. Bu füzelerle Rusya’nın içlerini vurmak mümkün.

Şu ara Batı’da ağırlıklı olarak tartışılan iki seçenek, Rusya’nın Kırım ve 2014’te aldığı diğer yerler dahil Ukrayna’nın 1991 sınırları dışına çıkarılması veya Şubat 2022 sınırlarına geriletilmesi, yani Kırım’ın Rusya’ya bırakılması.

Kissinger ve sürpriz şekilde İngiltere eski Başbakanı Johnson ikinci seçeneği öneriyor. ABD Genelkurmay Başkanı Mark Milley, Rusları Kırım’dan çıkarmak için “fazla şans yok” diyor. Ama Biden yönetiminin tercihi belli değil.

Barışın yakın olmadığını gösteren bir başka olgu, Batılı siyasetçilerin ve medyanın Antalya’daki Ukrayna-Rusya mutabakatından (Mart 2022) hemen hiç söz etmemesi. Halbuki Antalya mutabakatı savaşın en hayati anlarından biriydi. Zelenski ve Putin’in buluşacağı, barış anlaşması imzalayacakları açıklandı. Hatta Zelenski anlaşma metnini Ukrayna Cumhurbaşkanlığı resmi sitesinde yayınladı.

Ama ABD araya girdi, Zelenski’yi savaşa devam etmeye ikna etti. Barış suya düştü. Savaşla ilgili hemen her konuyu ayrıntılı irdeleyen Batı medyası Antalya mutabakatını görmezden geliyor. Hele ABD’nin barışı engelleyen rolüne hiç değinmiyor.

Şu an arazide durum, Ukrayna açısından Antalya mutabakatı koşullarına göre daha kötü. O günden sonra ilave toprak kaybettiler. O sırada Azak Denizi henüz Rus gölüne dönüşmemiş, Mariupol şehri düşmemişti.

Sonuçta Ukrayna için Antalya mutabakatından daha iyi bir barış anlaşması mümkün olmazsa, o günden sonra ölen on binlerin, kaybedilen toprağın ve yaşanan korkunç yıkımın hesabını kim verecek?

Bu soru, şimdi barışı zorlaştıran ama üzerinde pek durulmayan bir başka olgu.

Antalya mutabakatının akıbeti acı bir gerçeği gösteriyor: Amerika’nın desteği olmadan artık Ukrayna’nın savaş yapması da barış yapması da mümkün değil.

Savaş elbet müzakere masasında son bulacak. Batı içindeki net ses Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, kısa süre önce dikkat çekici bir açıklama yaptı: “Düşünmemiz gereken anahtar konulardan biri, Başkan Putin’in hep söylediği gibi, NATO’nun Rusya’nın eşiğine kadar gelmesi ve Rusya’yı tehdit edebilecek silahların konuşlandırılması… Rusya müzakere masasına döndüğü gün, ona nasıl (güvenliği için) garantiler vereceğimiz konusunda… hazırlık yapmamız gerekiyor.”

Macron’un değindiği konu, tam adıyla “Avrupa’nın yeni güvenlik sistemi”. İma ettiği gibi savaşın bitmesiyle resmen gündeme gelecek ama pek çok çevrede şimdiden tartışılıyor. Mesela başta Polonya ve Baltık ülkeleri, kimi çevreler Macron’dan farklı düşünüyor.

Bizi Fransa’dan daha az ilgilendiren bir konu değil. Doğrudan Türkiye’nin hayati çıkarları söz konusu. Ama iktidar veya muhalefet partilerimiz ne düşünüyor, bilmiyoruz.

Şimdi Brezilya Cumhurbaşkanı olan Lula da Silva, 10 bin kilometre uzaktan ve muhalefet lideri olduğu günlerde dahi ilgilendi, tavır aldı. Türkiye jeopolitik fay hattının içinde, ama anlamlı bir politik tartışma yok.

Ukrayna’da 2023 görünümünü daha çok Batı açısından ele aldık, Rusya açısından değerlendirme gelecek yazının konusu. 

%d blogcu bunu beğendi: