İstiklal katliamının gerçek sorumlusu AKP’nin iflas etmiş Suriye siyasetidir

16.11.2022

İstanbul’un can damarı İstiklal Caddesi’nde patlayan bomba Meydan, Özsoy ve Topkara ailesinden altı masum insanı trajik bir şekilde hayattan kopardı. Hiç beklemedikleri bir anda.

Ölenlerin üçü çocuk ve genç. Hepsine rahmet diliyorum. Yaralıların bir an önce sağlıklı yaşama dönmelerini temenni ediyorum.

Bombayı koyduğu belirlenen Suriyeli uyruklu genç kadın El Beşir ve rezil eyleme karıştığı düşünülen çok sayıda şüpheliyi güvenlik güçleri kısa sürede yakaladı. Bu, başta İstanbul Emniyeti olmak üzere polis teşkilatının bir başarısı.

O arada sosyal medya ve internet akışında sert kısıtlamaya gidildi. Şüphelilerin yakalanması için bu tür önlemler elbet alınabilir.

Ancak görünen, çok katı bir kısıtlama yapıldı. Toplum yaşamını geniş ölçüde ilgilendiren konularda kısıtlayıcı önlemlerin, gerçek teknik ihtiyaçla orantılı olmasına daha çok özen gösterilmeli.

İlk bilgilere göre terör eylemcisi PKK’nın Suriye’deki organik uzantısı PYD-YPG tarafından Kobani’de eğitilmiş ve Afrin üzerinden Türkiye’ye girmiş.

Terörist El Beşir elbet sadece tetikçi. Onun arkasında eylemi planlayan ve yöneten örgüt/örgütler kim?

Kısa süre önce Mersin Polisevi’ne saldırı düzenleyen terör eylemcileri de Suriye’nin Menbiç şehrinden gelmişti.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun açıklamasından anlaşılan, Suriye’ye yeni bir operasyon düzenlenecek. Daha önce Amerika karşı çıkıyordu, dünya kamuoyunda eleştiriler vardı, ama şimdi Ankara’nın eli güçlendi. Zamanlama ve kapsamı iktidar belirleyecek.

Kobani ve Menbiç, Esed rejiminin Suriye Arap Ordusu ile PYD-YPG tarafından kontrol ediliyor.

Afrin’i ise TSK’yla beraber Suriye Geçici Hükümeti ve Özgür Suriye Ordusu yönetiyor. Son iki yapı sıkı şekilde Ankara’nın denetimi altında.

Amerika PYD-YPG’yi açıktan ve sudan bahanelerle destekliyor, her türlü askeri desteği sağlıyor. Şaşkın Amerika’nın Ortadoğu’da giderek ufalanan itibar ve etkisini bir başka yazıda ele alacağız. Eminim Suriye’deki çarpık kurgulanmış varlığı da uzun sürmeyecek.

PKK ve PYD eylemden sorumlu olmadıklarını açıkladı. Doğru olabilir.

Bir başka ihtimal, Türkiye ve dünya kamuoyunun yoğun tepkileri nedeniyle sorumluluğu üzerlerinden atmak amacıyla gerçeği saklıyor olabilirler.

Veya zaman zaman görüldüğü üzere, liderlik yapısının bilgisi dışında ve bu örgütlerin içinde oluşmuş yeni bir hücrenin eylemi olabilir. İktidar çevrelerinden istihbarat toplama imkanına sahip gazeteci Abdülkadir Selvi, PYD içinde adı bilinmeyen “yeni bir birim” sözü ediyor.

Veya bir ajansa konuşan yetkilinin belirttiği gibi, IŞİD bağlantısı söz konusu olabilir.

İğrenç saldırının arkasında kimlerin olduğunu herhalde mahkeme aşmasında öğreneceğiz.

Bu ülkede çok karanlık dolaplar yaşandı, bir yenisi de olabilir. İhtimaller çok.

Ama kesin olan husus, İstanbul’un en ünlü ve canlı caddesini kana bulayan vahşi saldırı doğrudan Suriye kaynaklı ve bağlantılı.

Suriye nasıl bugün Türkiye’nin en büyük problemine dönüştü?

Suriye nasıl oldu da masum insanların canını alan, on milyon civarında göçmenle toplumsal yapıyı sarsan, ekonomiye on milyarlarca dolar yük bindiren Türkiye’nin kabusuna dönüştü?

Türkiye bu bedelleri niçin ödüyor?

Bu soruların basit ve kesin bir cevabı var: AKP iktidarının artık iflas etmiş Suriye siyaseti nedeniyle.

Daha açık ifadeyle, AKP’nin Ağustos 2011’de başlattığı, silahlı yoldan Şam’da rejim değişikliği siyaseti nedeniyle. Evet, tek büyük neden fevri bir kararla alınan o akıl dışı ‘Şam’da rejim değişikliği’ siyaseti. Yani macera.

O maceranın pek başarı şansı olmadığını ilk günlerden beri ayrıntılı gerekçeleriyle defalarca yazdım. Esed rejimi bir ihtimal devrilse bile başarı şansı yoktu. O takdirde çok daha kanlı bir Suriye ile yaşamak zorunda kalacaktık.

Suriye’de rejim değişikliği macerasından en büyük zarara uğrayacak, en büyük bedel ödeyecek ülkenin Türkiye olacağını da defalarca söyledim. Tabii Suriye’nin kendisi hariç.

AKP iktidarı şimdi Amerika’nın Suriye’deki varlığına ve PYD’yi desteklemesine karşı çıkıyor. Evet, haklı.

Ancak Amerika’yı Suriye’ye kim getirdi? Suriye’de Mart 2011’de başlayan ilk ayaklanmalardan sonra, Amerika’nın iç savaşa müdahalesine en çok destek çıkan bölgesel ortak kimdi?

Amerika Esed’in gözünü korkutmak için Suriye’ye göstermelik birkaç füze fırlattığında, bunun yetersiz olduğunu, daha büyük askeri güç kullanmasını böbürlenerek talep eden kimdi? Washington’a tam kadro ikna seferleri düzenleyip Obama’yı daha sert askeri müdahaleye çekmeye çalışan kimdi?

Bu soruların hepsinin tek bir cevabı var: AKP iktidarı.

Cumhuriyet tarihinin en büyük dış politika fiyaskosu olan Suriye siyasetinin mimarı AKP iktidarıdır.

Artık iflas etmiş Suriye siyaseti diyorum, çünkü 11 yıl geçti, Suriye batağından ne zaman ve nasıl kurtulacağız belli değil. AKP’nin elinde tutarlı bir yol haritası, plan yok.

Bir taraftan Özgür Suriye Ordusu gibi Esed rejimini devirmeye yemin etmiş yapılara hamilik yapıyor, diğer taraftan Esed’le anlaşmak istiyorlar.

Yanlış siyasetten dönüş yapmaları gereken zamanda bunu yapmadılar, yanlışta direndiler. Mesela ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye’deki isyancılara desteği tamamen kestiği günlerde. 

Esed rejimini düşüreceğim diye yola çıkanların şimdi Esed karşısında düştüğü durum yürekler acısı. Nasıl bedel ödediklerini gördüler, Esed’le anlaşmaya can atıyorlar. Ama Esed onlara ııh çekiyor, şart koşuyor.

Önce şu topraklardan çıkacaksın, şu örgütlerden desteğini çekeceksin diye talep bildiriyor.

Esed rejimini devireceklerdi, şimdi Esed onlara koşul dayatıyor.

Geçmiş 11 yıllık tecrübe gösteriyor ki, AKP iktidarı işbaşında kaldığı sürece Suriye’de Türkiye’nin çıkarlarına uygun çözüm imkansız.

%d blogcu bunu beğendi: