Dezenformasyon savaşı: Doğalgazı silah olarak kullanan kim?

28.10.2022

Ukrayna savaşında Batı, hayatımda daha önce tanık olmadığım yoğunlukta bir kara propaganda ve dezenformasyon savaşı yürütüyor. Savaşta şimdilik en başarılı oldukları alan bu.

Tabii Rusya kaynaklı dezenformasyon da var. Ama o konuda Batı ile rekabet şansları yok.

Mesela Batılı siyasetçilerin, yorumcuların ve medyanın büyük kısmı hiç bıkıp usanmadan tekrarlıyor: Rusya doğalgazı silah olarak kullanıyor.

Büyük sermayenin etkili sesi Wall Street Journal Gazetesi (WSJ) işi bir tık ileri götürdü, hazırladığı propaganda videosunda Rusya’nın doğalgazı sadece silah değil, ‘küresel silah’ olarak kullandığını anlatıyor.

Küresel silah ne demekse. Tebessüm ederek izledim.

Rusya doğalgazı silah olarak kullanıyor mu? Evet, kesinlikle kullanıyor.

Moskova arıza bahanesiyle Avrupa’ya gaz taşıyan Kuzey Akım 1 hattında sevkiyatı yaz aylarında adım adım azalttı. Eylül’de deniz dibine döşeli borular sabotaj sonucu imha edildiğinde akım yaklaşık %20’ye düşmüştü.

WSJ videosunun gösterdiği tek örnek bu.

Savaşın başlarında Rusya’nın gaz sevkiyatını kesebileceğini söylemiştim. Bazı Rusya uzmanları, kesmez çünkü para kazanıyor diye düşünüyordu.

İmha edilmeseydi, eminim Moskova o hattın vanasını kıştan önce kapatacak, sevkiyatı sıfırlayacaktı.

Özetle evet, Rusya doğalgazı silah olarak kullanıyor.

Peki ya Batı? Doğalgaz veya silah olmayan başka nesneleri silah olarak kullanmıyor mu?

Baltık Denizi dibine döşeli Kuzey Akım 1 hattı 2011’de bitmişti. Rusya ve Almanya anlaştı, hemen yanına KA 2 hattı döşenmesine karar verildi. İnşaatı Rusya üstlendi.

Ukrayna savaşı başladığında yapım tamamlanmış, hatta Rusya boruların içini gazla doldurmuştu. Sevkiyat için sadece düğmeye basmak kalmıştı.

İki hat eşit kapasiteye sahip ve toplamda Türkiye’nin yıllık tüketiminin yaklaşık iki katı gaz taşıyabiliyor.

Savaş başladıktan kısa süre sonra Almanya, özellikle ABD’nin yoğun baskısı altında, içi gaz dolu KA 2 hattını işletmeye açmamaya karar verdi. Yani önce Batı doğalgazı silah olarak kullanmaya başladı.

Birinci hat üzerinden gaz almaya devam ettiler, gelen gazı yeterli gördüler.

Batı’nın hesabı tutmadı, Ruslar o hattan gelen gazı azalttı.

Gazı silah olarak ilk kullanan Batı oldu ama nedense hemen hiç kimse bundan söz etmiyor.

Ayrıca, doğalgazı silah olarak kullanmak yanlışsa, aynı kural herhalde diğer nesneler için de geçerlidir.

Silah olmayan şeyleri Amerika ve Batı’dan daha çok silah olarak kullanan başka birisi var mı?

Sadece doğalgaz değil, silah olarak kullanmadıkları şey neredeyse yok!

Amerika kendi parası doları bile silah olarak kullanıyor. Rusya’nın dolar rezervlerine tek taraflı el koydular.

Uluslararası para transferinde haberleşme amacıyla kullanılan Swift sistemini silah olarak kullandı, Rusya’nın kullanmasını yasakladı.

Hem de korkunç keyfi şekilde. Batı’nın Rusya’da almaya mecbur olduğu gaz ve petrol için Swift kullanarak Rusya’ya milyonlarca dolar göndermek serbest, ama Rusya’da yakını, akrabası bulunanların 100 dolar göndermesi yasak!

Aralık başında Batı bu kez petrolü silah olarak kullanmaya başlayacak. Rusya’dan petrol alımından vazgeçemiyor, çünkü ihtiyaç büyük. Rus petrolüne narh uygulamayı deneyecekler; yani fiyatına sınır koyacaklar.

Batı bu silahı da tamamen keyfi şekilde, hiçbir norm veya hukuk kuralına bağlı olmadan kullanıyor.

Rus petrolünün fiyatı kaç dolar olacak, serbest piyasa ekonomisinin sözde en büyük savunucusu Washington masa başında karar verecek.

Uygulama aralık başında yürürlüğe girecek, çünkü kasım başında Amerika’da seçimler var. Narh uygulaması petrol fiyatlarında patlamaya neden olabilir, seçimi zora sokabilir.

Avrupa Birliği’nin Rusya’ya uyguladığı yaptırımlar o kadar çok ki, artık kalemleri tek tek değil paketler halinde açıklıyorlar. Paket sayısı sekiz mi oldu, on mu izlemek zor. Toplamda yüzlerce değil binlerce yaptırım kalemi belirlendi.

Yani Batı, binlerce nesneyi silah olarak kullanıyor.

Fark şu ki; Rusya yapınca adı ‘silah olarak kullanmak’ oluyor, Batı yapınca ‘yaptırım’ diyorlar.

AB şimdi bu uygulamaya daha kibar ve kulağa daha hoş gelen bir isim buldu: Sınırlandırıcı önlem. AB’nin ekonomi, ekonomik ilişkiler, medya, diplomasi, bireyler, vs. gibi pek çok başlık alanda Rusya’ya karşı silah olarak kullandığı binlerce ‘sınırlandırıcı önlemi’ okumak dahi hayli zaman alan bir iş.

Biz tek standart, tek dil kullanalım: Rusya’nın silah olarak kullandığı her nesneye karşılık, Batı en az yüzlerce nesneyi silah olarak kullanıyor.

Bunun nedeni Rusya’nın Batı’ya kıyasla daha az acımasız olması değil, elindeki olanakların daha zayıf olması.

Batı’nın yürüttüğü dezenformasyon örneği o kadar çok ki.

Evet, savaşı başlatan Rusya’nın saldırısı oldu, o nedenle hemen bütün dünya Rusya’yı kınadı.

Ama Ukrayna’nın NATO üyeliği ve silahlandırılması açık tahrik idi. Savaşın başlamasında Batı’nın ciddi sorumluluk payı var.

Başta Kissinger, pek çok Amerikalı uzman bu hususu defalarca vurguladı.

Ama Batı propagandasına göre, Rusya savaşı hiçbir tahrik olmadan başlattı. ‘Tahrik edilmemiş saldırı’ diye gerçeklerle bağdaşmayan kara propagandayı devamlı tekrarlıyorlar.

Bir başkası, Kuzey Akım doğalgaz hatlarına düzenlenen sabotaj.

ABD baştan beri Kuzey Akım hatlarına şiddetle karşı ve tamamen ortadan kaldırılmasını hep istedi. Başkan Joe Biden, söz veriyorum o hatları yok edeceğiz dedi ve ilave etti: “ABD o yeteneğe sahiptir.”

Daha ne desin?

ABD Dışişleri Bakanı hatlar imha edildikten sonra “hayırlı bir iş gerçekleşti” diye açıklama yaptı. İyi haber kaynaklarına sahip Polonya Dışişleri Bakanı, Amerika’ya teşekkür etti.

O sabotaj teknik açıdan sadece bir devletin yapabileceği iş. Pek çok şey, büyük olasılıkla Amerika’nın yaptığına işaret ediyor.

Üstelik hangi devlet yaparsa yapsın, bu sabotaj aynı zamanda bir devlet terörü.

Hatların vanası Rusya’nın elinde, istediği zaman kesebilir. İlerde belki Avrupa’ya tekrar gaz satarım arzusunda olduğu biliniyor. Kendi çıkarlarına uygun olan bu.

Ancak Batı medyasında yorum yapan “uzmanların” büyük çoğunluğu sabotajın birinci şüphelisi olarak Rusya’yı gösteriyor!

Bir başka örnek insan hakları ihlalleri. Savaşlarda insan hakları ihlali maalesef çok sık yaşanıyor. Hukuken geçerli kanıtlarla ortaya koyulması aynı ölçüde zor.

Savaş bir yana, otoriter Rusya’da barış zamanında bile insan hakları ihlali çok yaygın. Savaşta Rusya’nın pek çok insan hakları ihlali yaptığına eminim.

Ancak Ukrayna’nın farklı davranacağını varsayacak hiçbir neden bulunmuyor. Buna karşılık Batı medyası neredeyse sadece Rusya’nın yaptığı insan hakları ihlalinden söz ediyor.

Tarafsız çalışmalarıyla tanınan Uluslararası Af Örgütü, Ukrayna’nın kendi yurttaşlarını savaşta canlı kalkan olarak kullandığını, savaş bölgesine gönderdikleri uzmanlarının elinde somut kanıtlar olduğunu açıkladı.

Masum kadınları, sivilleri kalkan olarak kullanmak ağır bir ihlal. Üstelik kendi vatandaşları.

Bunun üzerinde Batı medyasında korkunç bir kampanya başladı, Uluslararası Af Örgütü’nün üzerine çullandılar. Zaten mağdur taraf olan Ukrayna’nın insan hakları ihlali yaptığı nasıl iddia edilebilirmiş?

Af Örgütü konuşamaz, konuşsa sesini duyuramaz oldu.

Son örnek savaştan kaçanlar. Rus veya Ukraynalı, insanların savaştan kaçması her yerde görülebilecek insani bir davranış şekli.

Kısmi seferberlik ilan edilince çok sayıda Rus’un ülke dışına kaçmasını Batı medyası, tam bir kara propaganda malzemesi ve Rusya’nın savaşı kaybedeceğinin kanıtı olarak kullanıyor.

Ukrayna’dan kaçan daha az, çünkü 60 yaş altı yetişkin erkeklerin yurt dışına çıkmasına izin verilmiyor. Ona rağmen az sayıda da olsa savaştan kaçan Ukraynalı var, bir kısmı Türkiye’de.

Rusya böyle bir yasak (şimdilik) getirmedi, yurt dışına çıkış serbest.

Buna karşılık Kiev dahil Ukrayna’nın büyük şehirlerinde, akşamları görevlilerin restoran, bar veya kulüplerde bulduğu Ukraynalı erkeklere askere alma emri tebliğ ettiği biliniyor.

Ama Batılı medya çoğunlukla bu konuda da tamamen dengesiz ve daha çok işin Rusya karşıtı yönünü işliyor.

Hemen ilave edelim hem Rusya hem Ukrayna’da, kaçanların yanında, çok sayıda gönüllü olarak savaşa gidenler de var.

Dezenformasyon savaşını başta Amerika ve İngiltere, Batılı hükümetlere bağlı resmi birimler yönetiyor. Mesela Londra hükümeti savaşın başladığı Şubat ayında, Hükümet İletişim Servisi’ne bağlı “Enformasyon Hücresi” kurdu.

Servisin Başkanı Simon Baugh, diğer Batılı ülkelerle işbirliği içinde, Rusya’ya karşı “Enformasyon Savaşı” yürüttüklerini, kurulan hücrenin içerik üretmek için nasıl 7/24 ve reel zamanlı olarak çalıştığını kendi sitesinde ayrıntılarıyla anlatıyor.

Enformasyon savaşı için sadece İngiliz hükümetinin ve sadece Rusya çevresindeki ülkelerde medyaya dağıttığı para 80 milyon pound.

Batı kaynaklı kara propaganda ve dezenformasyon savaşı ne yazık ki bizim bir kısım aydınımız arasında hayli etkili oluyor.

Papağan gibi Batı kaynaklı dezenformasyonu tekrarlayan ne çok kişi var.

Yazık.

%d blogcu bunu beğendi: