Ukrayna’da savaş ve “Yön duygusunu kaybeden Avrupa”

Foto: Henry Kissinger “Avrupa liderleri kıtaları için yön duygusunu kaybetti” diyor; bu vahim durumun cisimleşmiş bir temsilcisi olarak AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen.

14.10.2022

Savaşın kendi mantığı vardır, ne zaman ve nasıl biteceğini öngörmek çok zordur.

Bu genel ilke Ukrayna’daki savaş için şimdi tamamen geçerli. Yakında sekiz ay dolacak ama hâlâ nasıl biteceği belli değil. Çok farklı senaryolar mümkün.

Bu çerçeveyi unutmadan, bugün gelinen durumu ve muhtemel gelişmeleri altı başlık altında kısaca özetleyelim.

–  Amerika-Rusya savaşı

Söz konusu olan artık Ukrayna-Rusya savaşı değil.

Batılı ülkeler askeri ve ekonomik boyutlar dahil Rusya’ya karşı topyekûn bir savaş sürdürüyor. Liderliği Amerika yapıyor.

Askeri karargah Almanya Stuttgart’da, ABD Avrupa Komutanlığı ofisinde (U.S. European Command). Başında Amerikalı bir general var. Ukrayna’ya sağlanan tüm askeri destek bu ofisten geçiyor.

Silah ve askeri malzemeye ilaveten savaşta gerekli her unsur temin ediliyor: İstihbarat, Ukrayna ordusunun eğitimi, askeri planlama ve danışma, özel operasyonlara katkı, vs.

Mesela istihbarat için uzaydaki Amerikan uyduları ve Synthetic Appertude Radar (SAR) görüntüleme teknolojisi kullanılıyor. SAR, 50 santim hassasiyette görüntü sağlıyor. Değişik iddialara göre sayısı 12’ye kadar varan Rus generalin öldürülmesi böyle gerçekleşti.

Siyasi karar merkezi Washington’da. Önemli siyasi karaları Joe Biden yönetimi veriyor.

Mart ayında Antalya’da Ukrayna ve Rusya barış için anlaşmış, Ukrayna Cumhurbaşkanlığı anlaşma koşullarını resmi sitesinde yayınlamıştı. Biden liderliğinin en şok edici hamlelerinden biri, o anlaşmayı dinamitlemek oldu.

Gelecekte Ukrayna için daha iyi bir barış mümkün olacak mı, göreceğiz.

Henry Kissinger, yaz sonuna kadar bitmezse savaşın amacı Ukrayna’nın bağımsızlığı değil Rusya’nın çökertilmesi olur demişti. Şimdi o aşamadayız.

Rusya Federasyonu’nun dağılacağını, küçük devletlere bölüneceğini ve 6000 civarındaki nükleer silahın kontrol altına alınmasını öngören planlamaların Washington’da yapıldığına dair işaretler var.

Biden yönetimi Rusya’nın stratejik yenilgiye uğratılabileceği varsayımıyla hareket ediyor. Bu, uygarlığı yok edebilecek nükleer savaş riskini içeren bir hedef.

Ayrıca iş o noktaya gelirse, Rusya’nın stratejik yenilgiye uğratılmasına Çin’in seyirci kalması zayıf olasılık.

Amerika’nın savaşa dahli öylesine yoğun ve kapsamlı ki, Ukrayna’yı kullanarak Rusya’ya karşı vekalet savaşı yürütüyor demek, vekalet savaşı kavramının sınırlarını zorlayacaktır. Amerika, Ukrayna ordusunu kullanarak fiilen savaşın içinde.

Savaş şimdi Amerika ile Rusya arasında. Bir sonraki aşama Amerikan ordusunun doğrudan savaşa girmesi. O da 3. Dünya Savaşı demek.

– Tırmanma ve nükleer savaş riski

Tarafların karşılıklı hamleleriyle nerede duracağı belirsiz bir tırmanma yaşanıyor.

Rusya, savaşta işgal ettiği dört Ukrayna vilayetini referandum düzenleyerek ilhak etti. Barışı çok zorlaştıran bu hamle ciddi bir tırmanma oldu.

Referandum demokratik temsiliyet açısından, ilhak kararı uluslararası hukuk açısından kesinlikle meşru değil.

Bir başka tırmanma Rusya’nın kısmi seferberlik ilanı oldu.

Diğer taraftan Amerika adım adım Ukrayna’ya daha öldürücü ve daha uzun menzilli silahlar veriyor.

Taraflar son haftalarda sivil altyapıları vurmaya başladı.

Pek çok güçlü işaret Baltık Denizi’nde Kuzey Akım 1 ve 2 doğal gaz hatlarının Amerika tarafından imha edildiğini gösteriyor. Ardından Ukrayna, Kırım’ı Rusya’ya bağlayan Kerç Köprüsüne saldırı düzenledi, Rusya misilleme olarak Ukrayna şehirlerinin sivil altyapılarını iki gün boyunca bombaladı.

Putin ve Rusya’nın üst düzey sözcüleri son haftalarda giderek daha sık nükleer savaş olasılığını vurguluyor. Aslında CIA Başkanı dahil çok sayıda Amerikalı uzman, daha önce defalarca bu riske işaret etmişti.

Tam 60 yıl önce bugünlerde, Ekim 1962’de, Ukrayna’dakine benzer bir nedenle yine nükleer savaş riski yaşanmıştı. ABD, kapısının eşiğindeki Küba’da Sovyet nüfuzunun artmasını ve füze konuşlandırılmasını kabullenmedi; nükleer silahların kullanılabileceği ABD-Sovyet savaşı olasılığı doğdu.

Ama başka yönleriyle bugünkü savaş Küba krizine benzemiyor. Küba’da nasıl duracağı belirsiz bir tırmanma yoktu. İkincisi, ABD ve Sovyet liderleri değişik kanallardan müzakere yürütüyordu ve o sayede anlaştılar. Şimdi Washington ile Moskova arasında iletişim kopuk. Bugün risk daha yüksek ve ürkütücü.

Ancak tam anlamıyla nükleer savaş eşiğinde değiliz. Rusya henüz elindeki ağır silahları kullanmadı. Mesela, Elektro Manyetik Darbe (EMP) bombaları gibi. Umarım gerçekleşmez, ama bu tür ağır silahların kullanımı nükleer savaşın eşiğine geldiğimizi gösterecek.

ABD ve Rusya arasında çok geç kalmadan diyalog sürecinin başlaması hayati önem taşıyor.

– Askeri cephe

Tarafların cephede elde ettiği sonuçlar barışı şekillendiren hayati unsur olacak.

Rusya ilk aşamada Kiev’de iktidarı kendine bağlamayı hedefliyordu, başaramadı. İkinci aşamada harekâtı doğu ve güneye yönlendirdi, Lugansk ilini tamamen alarak kısmi bir başarı elde edebildi.

Üçüncü aşamada Rusya saldırıları yavaşlattı ve uzun sürecek bir savaşa göre hareket etmeye başladı. Ukrayna karşı saldırıya geçti, bazı küçük yerleşme merkezlerini geri aldı.

Geri aldığı yerler toplamda küçük bir alan ama daha önemlisi, hücum inisiyatifi Ukrayna’ya geçti. Ayrıca, Rusya’nın ilhak ettik dediği bazı toprakları şimdi Ukrayna kontrol ediyor.

Ukrayna’nın şimdi kritik hedefi liman şehri Herson’u geri almak. Eylül sonuna dek şehri alacaklarını açıkladılar, ama henüz önemli bir ilerleme sağlanamadı.

Herson’un geri alınması Amerika’nın yoğun askeri desteğine rağmen hayli zor. Ama alınırsa, stratejik konumu ve moral etkileri nedeniyle savaşın gidişini yönlendirecek sonuçlar doğabilir.

Yağışlı mevsim ve çamur zemin nedeniyle cephe hattında birliklerin ilerleyebilmesi şu ara zor. Toprağın donması bekleniyor. Yaklaşık bin kilometrelik cephe hattında taraflar arasında el değiştiren küçük yerleşmeler hariç, şu ara yenişmezlik durumu görünüyor.

Yenişmezlik görüntüsü aldatıcı olmamalı; sürekli topçu ve füze atışları altında kanlı savaş aralıksız sürüyor. Her iki taraftan günde ortalama 150-200 civarı asker ölüyor. Siviller hariç. Korkunç bir sayı.

Kanlı çatışmalar son aylarda yıpratma harbine dönüştü: Savaşı kazanmak, düşmanı sahada askeri yenilgiye uğratmaktan çok düşmandan daha uzun süre ayakta kalarak mümkün olacak. Daha geç pes eden kazanacak. Bu noktada, ekonomik güç ve ayakta kalan asker sayısı önem kazanıyor.

Ukrayna Cumhurbaşkanının en etkili baş danışmanı gibi görünen Mihail Podolyak’ın bir İsveç gazetesine yaptığı açıklamalar çarpıcı: “Bizim için en önemlisi savaşı olabildiğince erken bitirmek. Rusya’nın istediği gibi uzun süre savaş yapacak kapasitemiz yok. Dış dünyanın iki üç sene daha savaşa ilgi duyabilmesi zor.”

Başdanışmanın ‘kapasitemiz yok’ derken kastettiğinin öncelikle ekonomik güç ve asker sayısı olduğu belli. 

– Ekonomik savaş

Batılı ülkeler Rusya’ya karşı sert bir ekonomik savaş yürütüyor. Biden, Rus ekonomisine diz çöktüreceğiz demişti.

Ama yaptırımlar etkili olsa bile Moskova’nın siyasetini değiştirmesini beklemek gerçekçi değil.

Yaptırımlar İran ve Venezüella gibi daha küçük ülkelerde bile sonuç vermedi. İran için nükleer program önemli ama varoluşsal bir sorun değil. Yine de yaptırımlar nedeniyle tutumunu değiştirmedi.

Rusya gibi daha büyük, enerji kaynakları ve emtia ürünleri açısından dev güç olan bir ülke, varoluşsal tehdit gördüğü bir konuda Batı’nın yaptırımları nedeniyle siyasetini değiştirir mi?

Kaldı ki yaptırımlar pek etkili olmadı.

Bloomberg haberine göre Rusya’nın cari hesap dengesi yılın ilk yedi ayında üç kat artarak 167 milyar dolar fazla verdi. Daha az gaz ve petrol satıyor ama artan fiyatlar nedeniyle daha çok gelir elde ediyor.

IMF’nin son raporuna göre Rusya ekonomisinde bu yıl daralma beklenenden daha az ve %3,4 olacak. Enflasyon %13,7’ye geriledi, işsizlik son yılların en iyi düzeyi %3,8’e düştü.

Dünya ülkelerinin ve nüfusunun çoğunluğu Rusya’ya uygulanan yaptırımları desteklemiyor.

– Avrupa ve Çin: Kim kazançlı çıkacak?

Ukrayna’daki trajedi öncelikle bir Avrupa sorunu. Ama Avrupalı siyasi liderler inisiyatifsiz.

Kolay engellenebilecek bir savaşı durduramadılar. Mart’ta barış anlaşması Amerika tarafından sabote edilirken bir kısmı destekledi, çoğu seyirci kaldı.

Şimdi ‘Barış’ sözcüğünü ağızlarına alamıyorlar. Fransa ve Almanya liderleri bir ara farklı şeyler mırıldanıyordu, sonradan Amerika’nın peşine takıldılar, sesleri çıkmıyor.

Strateji dehası Henry Kissinger’ın sözleri hüzün verici: “Avrupalı liderler, kıtaları için yön duygusunu kaybetti.”

Avrupa bunun bedelini ekonomik, siyasi ve stratejik planda ödeyecek.

Kışın üşüyecekler demiyorum; kış 3-5 aydır, bir şekilde geçer. Avrupa’nın rekabet gücü kalıcı darbe alacak, işsizlik artacak, refah gerileyecek.

Belçika Başbakanı Alexander De Croo Financial Times’a haykırıyor: Enerji fiyatları düşmezse “Avrupa kıtasında muazzam bir sanayisizleşme (de-industrialization) riskiyle karşı karşıyayız, bunun uzun dönemli sonuçları çok derin olabilir… halka tamamen çıldırmış faturalar geliyor. Bir noktada bu kopacak…”

Kopuş, merkez sağ ve sol ana akım partilerin ufalanması, radikal siyasetin yükselişi olacak. Son İsveç ve İtalya seçimleri sadece başlangıç. Siyasi istikrarsızlık yolda.

Stratejik planda Avrupa’nın özerklik arayışının içi boşaldı. Artık Amerika Efendi, Avrupa onun vasalı ve tebası.

Amerika’da iki sene sonra Trump veya daha kötüsü seçilirse, Avrupa acaba ne yapacak?

Savaşın ilk günlerinde “Rusya’nın ucuz doğal kaynaklarından vazgeçen Avrupa zarar edecek, o kaynakları ucuza Çin’e satacak Rusya zarar edecek, Çin kazanacak” demiştim. Şimdi tam bunlar oluyor.

Çin, büyük miktarlarda ve indirimli fiyattan Rus ürünlerini topluyor, depoluyor.

Reuters’a göre Çin’in Rusya’dan aldığı sadece petrol, gaz, kömür ve elektrik miktarı bu yıl şimdilik 44 milyar doları buldu, giderek artıyor. Avustralya’nın kendi limanında (FOB) 210 dolara teslim ettiği kömürün eşdeğerini, Ruslardan Çin’de teslim (CIF) 150 dolara alıyor.

Böylece Çin enflasyonu düşecek. Zaten rekabette zorlanan Avrupalılar karşısında Çinli şirketler daha da büyük avantaj kazanacak.

Avrupalı liderler bunları öngöremedi mi?

– Propaganda savaşı

Sözü yine Kissinger’a bırakacağım, çünkü onun kadar veciz konuşabilmem mümkün değil. Savaşın bildiğim en özlü ifadesi şöyle (Ağustos 2022):

“Kısmen kendi yarattığımız sorunlar nedeniyle Rusya ve Çin’le savaşın eşiğindeyiz, ama bu işin nereye varması gerektiği veya nasıl biteceği konusunda hiçbir kavrama sahip değiliz.”

Batı bu açığını şimdi eşi az görülen bir dezenformasyon ve kara propaganda kampanyasıyla kapatmaya çalışıyor. Hiç kuşkusuz aynı kampanya Rusya’da da sürüyor. Ama Rusya zaten baskıcı ve otoriter bir rejim.

Batı, dezenformasyon savaşını kazanmış görünüyor ve şimdilik tek zaferi bu. Sadece bir örnek verelim.

Medyada yer alan yorum ve uzman görüşlerinin büyük çoğunluğuna göre Kuzey Akım 1 ve 2 gaz hatlarının imha edilmesinin bir numaralı şüphelisi Rusya.

Ama hiçbir kanıt veya işaret yok. Hatların vanası Rusya’nın elinde, istediği zaman kesebilir, zaten kesti. Buna karşılık ilerde koşullar oluşursa, tekrar Avrupa’ya gaz satmak istediği çok açık.

O sabotajı teknik olarak sadece bir devlet yapabilir. Amerika gaz hatlarına şiddetle karşı. Biden kamuoyu önünde o hatları imha edeceklerini açıkladı. Sağlam kaynaklara sahip Polonya’nın eski Dışişleri Bakanı, kamuoyu önünde sabotaj için Amerika’ya teşekkür etti.

Sabotajı Amerika’nın yaptığı neredeyse belli. Şimdi Batılı ülkelerin yürüttüğü soruşturmadan ‘faili bulunamadı’ sonucu çıkacağı da belli.

Yukarıda ele aldığımız başlıkları önümüzdeki günlerde tek tek ve daha ayrıntılı incelemeye devam edeceğiz.

%d blogcu bunu beğendi: