Zevahiri’nin öldürülmesi El Kaide’yi nasıl etkileyecek?

05.08.2022

El Kaide örgütünün Usame bin Ladin’den sonraki lideri Eymen el Zevahiri, Amerikan insansız hava aracının (İHA) fırlattığı füzeyle Afganistan’ın başkenti Kabil’de kaldığı evin balkonunda öldürüldü. Haberi duyuran ABD Başkanı Joe Biden “adalet yerini buldu ve bu terörist artık yok” dedi.

Zevahiri, yaklaşık 3000 kişinin hayatını kaybettiği 11 Eylül saldırısı dahil pek çok Amerikalının öldürüldüğü eylemlerin arkasındaki isimlerden biriydi. Biden’ın imajı bu operasyonla ABD kamuoyunda puan topladı.

Zevahiri öldü haberleri son yıllarda birkaç kez çıktı, ama bir süre sonra yayınlanan video kasetlerinden hayatta olduğu anlaşılıyordu. ABD istihbaratı bahar aylarında Zevahiri’nin Kabil’de, İçişleri Bakanı Siraceddin Hakkani’nin lüks evinde kaldığını belirledi. O günden sonra sıkı izlemeye alındı.

İçişleri Bakanı, Taliban içindeki en fanatik Hakkani hizbinin lideri ve çok sayıda Şia Hazara mensubunu katletmek dahil pek çok kanlı eylemin kişisel olarak sorumlusudur.

Füzeyi fırlatan İHA’ya ilaveten uzaydan uydu kullanıldığı muhakkak. İleri teknolojiye rağmen, böyle bir operasyonu mahallinde toplanan insan kaynaklı istihbarat olmadan düzenlemek zor. ABD istihbarat elemanları muhtemelen operasyon yerinde parçalanmış cesetten DNA örnekleri aldı, Zevahiri’nin akrabalarının DNA’sıyla karşılaştırdılar ve sağlam bilgiye ulaşıldıktan sonra Biden açıklama yaptı.

Afganistan’daki istihbarat unsurlarının güvenliği için şimdilik açıklanmayan ayrıntıları ilerde öğrenebiliriz. Kimi uzmanlar, operasyonda İHA füzesi değil başka ileri teknolojik sistemler kullanılmış olabileceğini dahi düşünüyor (İsrail’in İran’da yaptığı gibi).

Zevahiri zaman içinde El Kaide’nin sadece ideoloğu ve halkla ilişkiler yüzü değil, aynı zamanda ana stratejisini şekillendiren kişi oldu. Biyografisini yazanlar, onu Batı karşıtı radikal İslamcı yapan kritik etkiler arasında Filistinlilerin 1967 savaşında İsrail karşısında aldığı küçük düşürücü yenilgiyi sıklıkla vurgular.

El Kaide içinden çıkan İslam Devleti’nin (DAEŞ) kamera eşliğinde kafa kesme gibi yöntemlerine ve devlet kurma stratejisine karşıydı. İslam Devleti’nin öne çıktığı günlerde El Kaide’nin merkezi komuta yapısını değiştirdi ve farklı ülkelerde bağımsız faaliyet gösteren adeta bir küresel terör örgütleri konfederasyonu oluşturdu.

Zevahiri’nin Kabil’de Taliban’ın bilgisi ve koruması altında kaldığı açık. Amerika çekilmeden önce Taliban’la yaptığı Doha anlaşmasının temel koşulu, Afganistan’ın terör örgütleri için güvenli sığınak olmamasıydı. O günlerde, Taliban’ın vaadini kuşkuyla karşılamak gerekir, Afganistan Cihatçı Selefiler için en uygun mekan olabilir diye yazmıştım.

Şimdi ABD ve Taliban karşılıklı birbirini Doha anlaşmasını ihlal etmekle suçluyor. Taliban’a göre anlaşma, ABD’nin Afganistan’da askeri güç bulundurmasını ve izinsiz operasyon yapmasını yasaklıyor. Doha anlaşmasının bazı ekleri gizli tutulduğu için bu iddiayı tam olarak değerlendirmiyoruz ama, büyük ihtimal doğru.

Amerika çekildikten sonra Afganistan Merkez Bankası’nın 7,0 milyar dolarını dondurdu. Yarısını Afganistan’da insani harcamalar için yarısını 11 Eylül mağdurlarının aileleri için kullanacağını açıkladı.

Sık sık “kurallara dayalı uluslararası sistem” istediğini savunan ABD, dondurma ve parayı nasıl kullanacağı kararlarını hangi uluslararası kurallara dayandırdı, bilmiyoruz. Şimdi paranın yarısını verme konusunda geri adım atabileceğini söylüyor.

Operasyon sonrasında önemli soru şu: Zevahiri’nin öldürülmesi El Kaide’yi nasıl etkileyecek? ABD’nin iddia ettiği gibi, El Kaide’nin zayıflamasına ciddi katkı yapacak mı?

El Kaide liderinin öldürülmesi küçümsenecek bir sonuç değil. Zevahiri örgüt için küçümsenecek bir ağırlık değildi. Ama Zevahiri’nin yok olması, El Kaide’nin geleceğini çok az etkileyecek, pek az şey değişecek.

Birleşmiş Milletler kısa süre önce yayınladığı raporda El Kaide faaliyetlerinin arttığına ve İslam Devleti’nden daha etkili olduğuna işaret ediyor.

El Kaide ve benzeri Cihatçı Selefi örgütlerin yükselişine yol açan üç önemli neden vardır; Zevahiri’nin öldürülmesiyle bunlardan hiçbiri ortadan kalkmadı. Hatta iyileşme bile sağlanmış olmayacak.

O nedenleri defalarca yazdım: Başta Amerika Batılı ülkelerin çarpık müdahaleleri, Vehhabi İslam yorumuna bağlı fanatik örgütlerinin sahip olduğu destek ve modernleşme süreçlerinde geri kalmışlık.

Cihatçı Selefi terör örgütleriyle mücadelenin yol haritası bu üç husus dikkate alınarak çizilmelidir. Ancak Amerika’nın yol haritası sadece askeri yöntemleri içeriyor.

Afganistan bunun acı bir örneği.

Afgan İslam’ı tarih boyunca geniş hoşgörüye sahipti. Yakın zamana kadar mezhep kavgası yoktu. Başkalarının inancına ve ibadetine karışmayan Afgan mollalar; Hindular, Sihler ve Yahudilerle beraber barış içinde yaşardı.

Sovyet işgalini (1979) büyük bir fırsat gören Amerika, Arabistan’ın göbeğindeki Necid çölünde doğmuş Vehhabi ideolojiye bağlı savaşçıları Afganistan’a taşıdı, her desteği sağladı. Onları ‘özgürlük savaşçısı’ ilan etti.

El Kaide’ye ebelik yaptı. Ruslar için kurduğu Afgan tuzağına kendisi düştü.

11 Eylül saldırılarından sonra Başkan George W Bush Afganistan’a ölüm yağdırma kararı aldığında, Taliban adını hiç duymamıştı. İlk duyduğunda, Taliban’ı kadınların kurduğu bir pop müziği grubu sanmıştı.

Amerika’daki Brown Üniversitesi’ne göre, 20 yıl süren Afganistan savaşının maliyeti 2,3 trilyon dolar oldu. Milli geliri yılda 20 milyar dolar olan Afganistan’da, Amerika savaş için her yıl 115 milyar dolar harcadı. Ama savaşı hezimete uğrayarak kaybetti.

200 bin Afgan’ın hayatını kaybettiği kan deryasından en hunhar örgütün zaferle çıkacağı belliydi. Pakistanlı araştırmacı Ahmet Raşit, Taliban’dan nefret eden Afgan halkının Amerikan ordusunun kanlı ve bombalı işgali karşısında nasıl o örgüte sığınmak zorunda kaldığını kitaplarında anlatır.

Geçtiğimiz yıl bu günlerde Amerika’nın milyarlarca dolar harcayarak kurduğu yerel ordu, neredeyse Türkiye büyüklüğündeki ülkeyi 10 günde ve çoğunlukla tek kurşun atmadan teslim etti.

Amerika sonuçta Hanefi fıkhının, Maturidi kelamının ve Sufi İslam’ın ülkesi Afganistan’da, Taliban fanatiklerini iktidara getirmeyi başardı. Cihatçı Selefi örgütlerin bugüne dek kazandığı en büyük zaferi oldurdu.

Afganistan’da bile olsa, Siyasal İslamcıların 21. yüzyılda başarı kazanma ihtimali yok. Eminim günün sonunda yeni bir bozgunlarını göreceğiz.

Ama emirle ve zorla örtünmüş kadınların fotoğrafları ve okula gönderilmeyen kız çocukları haberleri insanın içini karartıyor.

Evet, dünyanın en büyük askeri gücü Amerika’dır.

Aynı zamanda, o gücü en budalaca seçilen hedefler için kullanan ülkedir.

%d blogcu bunu beğendi: