AKP iktidarı S-400’leri işletmeye alabilecek mi?

29.01.2021

AKP iktidarının son döneminde ABD’yle neredeyse sayılamayacak kadar çok sorun ortaya çıktı. Bunlardan S-400/F-35 ilk ele alınması gereken konulardan biri ve nasıl çözüme bağlanacağı Washington’daki yeni Joe Biden yönetiminin Türkiye siyasetini derinden etkileme potansiyeli taşıyor.

AKP iktidarı S-400’leri işletmeye alabilecek mi? Yoksa vaz mı geçer?

S-400 ve F-35’lerin getirdiği kazanç ve kayıpları olabildiğince basit şekilde özetleyerek AKP’nin nasıl hareket edeceğini öngöremeye çalışalım. Ama şurası kesin: İktidar işi öyle bir noktaya getirdi ki, şimdi ne yaparsa yapsın Türkiye bu işten zarar ederek çıkacak.

S-400’ler

Rusya yapımı S-400’ler, füzeler ve uçaklar gibi havadan gelen tehditlere karşı koruma sağlayan bir hava savunma sistemi (HSS). Uzmanlara göre dünyadaki en etkili HSS’lerden, hatta bazılarına göre en etkilisi.

Ama ciddi bir engel var. HSS’ler ancak bir elektronik gözetleme ağına bağlanırsa etkili olabiliyor. Hava, deniz veya karadaki elektronik tesislerden (radarlar, sensorlar, vs.) oluşan gözetleme ağı, yaklaşan füze veya uçak tehdidini zamanında belirliyor, HSS’yi harekete geçiriyor ve tehdit yok ediliyor.

NATO ve Rusya böyle bir gözetleme ağına sahip. Mesela Malatya Kürecik üssü, NATO ağındaki tesislerden biri. Rusya da geniş coğrafyaya yayılı benzer bir ağa sahip.

Ama Türkiye’deki S-400’ler mevcut gözetleme ağına bağlanamıyor. Sadece kendi başına sahip olduğu izleme kapasitesiyle yetinmek zorunda ve etkinliği son derece zayıflıyor. Dakikada binlerce mermi fırlatan en gelişmiş türden bir otomatik tüfek aldınız, ama sadece piyade tüfeği gibi kullanmanız mümkün.

Türkiye’nin S-400’leri gerçek verimiyle kullanabilmesi için, Rusya’nın ürettiği donanımları alarak gözetleme ağı oluşturması gerekiyor. İlaveten, S-400’ler kendini savunmada yetersiz. Rusya’nın o amaçla kullandığı sisteme (Pantsir) ihtiyaç var. On milyarlarca dolarlık yeni yatırım gerekiyor. Daha önemlisi, Rusya’nın savunma sistemine katılan Türkiye NATO’da yola evam edemez.

S-400’lere 2,5 milyar $ ödendi. Patriot’lar için 2018’de Türkiye’ye 3,5 milyar $ teklif edildi, arada bir milyar fark vardı. Patriot mevcut gözetleme ağına bağlanabilecek, etkili işlev görecek bir sistemdi.

AKP sözcüleri Patriot müzakereleri sırasında, sistemin kaynak kodlarını istediklerini, ama olumsuz yanıt aldıklarını defalarca eleştirel dille açıkladı. Ancak böyle bir sistemin kaynak kodları, yani sistemi işleten bilgisayar programının açık yazılımı verilmez, verilmesi hayal bile edilemez. Rusya da vermez.

Ankara, fiyat ve yetersiz teknoloji transferi gerekçesiyle Patriot’ları istemedi. Ama S-400’lerde teknoloji transferi, üretici firmanın genel müdürünün de açıkladığı gibi, sıfır oldu.

F-35 uçakları 

ABD yapımı 5. kuşak F-35’ler askeri havacılıkta ‘teknolojik devrim’ anlamına geliyor. Özelliği daha hızlı uçması veya daha çok silah yükü taşıması değil (payload). İt dalaşında en ‘öldürücü’ jet olması değil; bu konuda rakipsiz, ABD’nin kimseye satmadığı F-22’ler var.

21. yüzyılın savaşı ağ-merkezli olacak (network-centric warfare). Havada, karada ve denizde harekata katılan tüm müttefik unsurlar, bir elektronik iletişim ağıyla birbirine bağlanacak ve tüm veriler F-35’te toplanacak.

Pilot kavramı değişiyor. İlk kez F-35’lerde; değişik kaynaklardan gelen tüm veriler analiz edilerek pilota, savaş mekanı hakkında hassas bir resim ve ne yapması gerektiği bildiriliyor (situational awareness). Anında, gerçek zamanlı olarak.

Düşük görünürlükte olduğu için (stealth, hayalet uçak) düşman sahasının daha derinlerine girebiliyor ve daha sağlıklı enformasyon topluyor. Uzak konumlarda bulunan dost unsurların hücumlarını belirlediği hedeflere yönlendiriyor. Bu özellik bir ‘kuvvet çarpanı’ etkisi yaratıyor (force multiplier). Başka bir muharip uçak, karada konuşlu füze sistemi veya denizaltının, tek başlarına yapamayacağı şekilde, düşman hedeflerini vurmasını sağlıyor. Muharebe yeteneklerini yükseltiyor.

Av peşinde akbaba, şahin, martı, leopar, fil, balina, köpek balığı sürüleri hayal edin. Ama her biri ayrı ayrı değil, birbiriyle iletişim ve eşgüdüm içinde hareket ediyor. F-35’in yaptığı bu.

Daha fazla ayrıntıyı başka yerlerde anlattım. Kapsamlı uzman analizlerine Dr. Can Kasapoğlu’nun yeni yayınlanan başarılı çalışmasından ulaşabilirsiniz.

Türkiye ayrıca F-35 üretimine sağlayacağı parçalardan toplam 12 milyar $ gelirden oldu. Eskişehir Avrupa’daki tüm F-35’lerin bakım merkezi olacaktı, büyük bir ilave gelir ve teknolojik birikim olanağını yitirdik.

TCG Anadolu hafif uçak gemisinin bu yıl donanmaya katılması bekleniyor. Deniz aşırı harekâtlara olağanüstü katkı yapacak Anadolu için, F-35 modelleri dışında uygun uçak yok.

En hayati konu, F-35’in doğurduğu boşluğu doldurmak zor. Milli Muharip Uçağın (TFX) hizmete girişi önce 2023, sonra 2025 olarak açıklandı. Şimdi son resmi hedef 2031. Rusya’nın 18 yılda yapamadığını, Türkiye 15 yılda nasıl yapacak? Batılı firmalarla sıkı işbirliği koşuluyla TFX 2035-2040 arasında hazır olabilirse büyük başarıdır. Ama Batı’yla yollar ayrılırsa neredeyse imkansızdır. TSK’nın hava yeteneklerinin istenen düzeyde olmadığı uzun ve riskli bir dönem yaşanacak.

Yunanistan elindeki F-16 filolarını en gelişmiş V (Viper) sınıfına revize etti. Fransa’dan 4,5 kuşak Rafale uçaklarından 18 adet için, teslimi 2021’de başlayacak şekilde anlaşma imzaladı. Amerika’ya 18-24 adet F-35 için remi başvuru yaptı. Bunların da teslimi 2021’de başlayabilir.

İsrail sipariş verdiği 50 adet F-35’in çoğunu aldı, 25 adet daha istiyor. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) 50 adet F-35 için Aralık’ta anlaşma imzaladı. Mısır 24 adet F-35 istedi, Amerika’nın cevabı olumsuz oldu. Elinde 24 adet Rafale var, bunu ikiye katlamayı planlıyor.

AKP’nin izlediği ideolojik ve İhvan temelli dış politika Mısır, BAE ve İsrail’i açık şekilde Yunanistan-Kıbrıs saflarına ittirdi. Bu ülkeler son dönemde Doğu Akdeniz’de yoğun işbirliği içinde. Pek çok anlaşma ve ortak tatbikat yaptı. Son örnek, 2021’in ilk günlerinde İsrail ve Yunanistan kapsamlı askeri işbirliği anlaşması imzaladı.  Bölgede havadaki güçler dengesi açık şekilde Türkiye’nin aleyhine değişiyor.

Bu fotoğrafa son olarak, ittifakların giderek ön plana çıktığı bir dönemde Türkiye’nin düştüğü ürkütücü yalnızlığın, S-400’lerin işletmeye alınmasıyla daha da artacağını ekleyebiliriz.

Sonuç

S-400’lerin işletmeye alınmasıyla Türkiye’nin yükleneceği zarar ve riskler kıyaslanamayacak kadar daha fazla. Öncelikle Ege ve Doğu Akdeniz’e işaret etmek istiyorum.

Rasyonel bir muhasebe S-400’lerden vazgeçmeyi gerektiriyor. AKP iktidarı da büyük olasılıkla öyle yapacak.

Ama bu seçeneğin maliyeti de sıfır değil. 2,5 milyar dolar çöpe atılmış olacak.

Türkiye’nin F-35 programına eski koşullarda dönmesi muhtemelen mümkün olmayacak, bazı bedeller ödenecek.

AKP iktidarı içerde ve dışarda büyük güven kaybına uğrayacak.

Rusya, başta Suriye olmak üzere Türkiye’nin lehine olamayacak bazı cevaplar verecek.

* * *

Ama elbette yanılabiliriz. Karar vericiler yüzlerce kez “bu iş bitti” demedi mi? İktidara en yakın üstatlar, Batı’nın kaçınılmaz çöküşünün başladığını Doğu’nun yükselişe geçtiğini ilan etmiyor mu? İktidara düşen, dünyanın jeostratejik kalp atışlarını avcunun içinde tutan üstat analizlerinin gereğini yapmak. S-400’leri işletmeye alabilirler. AKP’nin elini tutan yok.

(AKP iktidarında en üst düzey siyaset ve iş çevreleri kendileri, aileleri ve çocukları için genellikle; iş veya eğitim, lüks alışveriş, imkanları varsa sermaye ışınlamak, hatta ikinci vatandaşlık amacıyla, nedense, hep çökmekte olan Batı’yı tercih ediyor. Kullandıkları pahalı arabalar ve uçaklar için de öyle. Ama neyse, bunlar önemli şeyler değil, teferruat.)

Rusya’dan Su-57 veya Çin’den J-20 alarak 5. kuşak jet ihtiyacını karşılarlar. Yandaş medya “Bir F-35 fiyatına iki Su-57 alıyoruz” diye müjdelemedi mi? Üstelik şu ara Rusya’dan daha cazip teklifler gelebilir.

Bu çözüm, Doğu Akdeniz’deki komşularımızın çoğunu da en az Rusya kadar sevindirecektir.

Ya muhalefet? Orada hiçbir sorun yok. AKP dilediği gibi karar alabilir. Muhalefetimiz konuya ilişkin belli bir tavrı bulunmuyor.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: