5. kuşak uçak: Türkiye ne yapmalı?

8.6.2020

Önceki yazımızda diğer ülkelerin durumunu inceledikten sonra, Türkiye’nin yapması gereken ilk işin ne olduğu açıkça görülüyor. Halen dünyanın en iyi ve tam anlamıyla hazır tek 5. kuşak savaş uçağı F-35 programına hızla geri dönmeli. O amaçla S-400 projesinden vazgeçmesi gerekiyor.

Rusların Su-57 uçakları için “gittik, gördük, çok beğendik, anlaşmaya az kaldı” gibi manipülasyon amaçlı açıklamalara rağmen, böyle bir ihtimal görmüyorum. Hindistan 11 yıl ortaklık yaptıktan sonra, teknik açıdan yetersiz bulduğu Su-57 programından çekildi. F-35’i bırakıp Su-57 programına katılmak akıl dışı.

Ancak F-35 programına dönülse bile sorun bitmiyor. Türkiye kendi başına 5. kuşak Milli Muharip Uçak (TFX) geliştirme hedefini sürdürmeli mi?

TFX’in makul süre içinde hizmete girmesi gerekiyor. Başka ülkelerin 6. kuşak platformu uçurmaya başladığı yıllara Hava Kuvvetleri envanterine girerse, yapılan iş anlamını büyük ölçüde kaybeder.

Ayrıca hedefe makul bir bütçe içinde ulaşılmalı. Bu bir milli savunma konusudur, ne gerekirse harcarız yaklaşımı geçerli değil. Aynı ihtiyacı daha az maliyetle karşılarsanız, bütçenin kalan kısmını farklı alanlara harcayarak daha güçlü bir savunmaya sahip olursunuz.

TFX hakkında siyasiler 2023, 2025 gibi sürekli değişen ve ötelenen tarihler verdi. Son yüksek düzey açıklama CB Yardımcısı Fuat Oktay’dan geldi. İlk prototip uçuşun 2026’da, TSK’ya teslimin 2031’de olacağını açıkladı.

TUSAŞ 2016’da TFX projesinin ana üretici olarak işe başladı. Buna göre 15 yılda seri üretimi başaracak ve TSK’ya teslim edecek.

ABD’nin F-35 projesinde benzer dönem 15 yıl sürdü. Çin J-20’yi 18 yılda tamamladı, ama hala eksikleri var. Rusya 18 yıldır uğraşıyor, ciddi sorunları var, daha seri üretime başlayamadı. Bu ülkeler ekonomik güç ve savaş uçağı tecrübesi açısından bizden çok ilerde.

Türkiye son yıllarda havacılıkta ciddi deneyim kazandı, ama kendi başına hiç savaş uçağı üretmedi.  

En zor konulardan biri hayalet uçak özelliği. Çin ve Rusya dahi bunu yeterince kaliteli şekilde henüz başaramadı. Türkiye’de bu konuda hiç deneyim yok.

ABD’de F-35 projesini yöneten Korgeneral Chris Bogdan’a göre “yazılım, programın en zor problemi”. Yaklaşık 21 milyon satır yazılım geliştirildi. Bizde en yakın birikim Havelsan’da var, ama benzer yazılım tecrübesi simülatörler konusunda.

Motorda Türkiye zayıf. Uçak motoru içindeki hava 1600 dereceye, kullanılan metal parçaların erime sıcaklığının yüzlerce derece üstüne çıkıyor. Uçak motorunda birbiriyle yarışan en öndeki üç şirketin ikisi Amerika’da, biri Britanya’da.

5. kuşak uçak motoru üretim işi iktidar partisine yakın bir iş adamına verildi. Uçak motoru bir tarafa, genel olarak motor konusunda hiç tecrübeleri yok. Batılı şirketlerden hem tasarımı, hem üretim teknolojisini hem patenti satın almak istiyorlar. Ama dünyada işler böyle yürümüyor.

Nitekim Britanyalı firma, “şirketimizin anahtarlarını istiyorlar” diyerek öneriyi reddetti. Görüşmeler devam ediyor, ama zaten Britanyalı şirketin elinde henüz 5. kuşak motor yok. Diğer iki ABD’li firmanın olumlu cevap vermesi daha uzak ihtimal.

2017’de kurulan yerli şirketin Genel Müdürü 2020 başında, 80 mühendisin TFX için çalıştığını ve ilk motorun 2029’da teslim edileceğini açıkladı. Sıfır tecrübesi olan bir şirket, 12 yılda 5. kuşak uçak motoru yapabilir mi?

Çin örneğine bakalım. Batılılar kadar olmasa da, Çinlilerin uçak motorları konusunda yaklaşık 70 yıllık deneyimi var. 5. kuşak uçak motoru W-15’i geliştirip üretecek Şian şirketinde 96,000 kişi çalışıyor. Geliştirme çalışmaları en az 25 yıl önce başladı, hedefe çok yaklaştılar, ama 5. kuşak motoru henüz teslim edemediler. Ruslar daha ileri durumda değil.

Programa göre TFX’in ilk uçuşu 2026’da, TSK’ya teslimi 2031’de gerçekleşecek. İlk uçuştan sonra yapılması gerekenlerin ayrıntısına burada girmeyeceğim, ama o işleri 5 yılda tamamlama hedefi gerçekçi değil. F-35 için bu süre 10 yıl oldu. Rusya’da 10 yıl geçti, henüz bitmedi.

Tabii 5 yıllık testler sonunda bir TFX uçağı TSK’ya verilebilir. Ama o uçak herhalde 5. kuşak olmayacaktır.

Çok daha basit Altay tankı projesi 2007’de başladı, ama henüz seri üretime geçilemedi. Almanya şu günlerde motoru verirse, en iyi ihtimal 2022’de ve 15 yılda bitmiş olacak.

Yoğun ve başarılı bir çalışma yapılırsa, TFX uçağı en erken 2035-2040 arası hazır olabilir. Ama motor hariç. Türkiye’nin kendi başına 2040’a kadar 5. kuşak uçak motoru geliştirmesi gerçekçi beklenti değil. Bu durumda TFX ancak dışardan motor alınabilirse uçacak. Onun da garantisi yok.

Motor bir ihtimal ithal edilse bile, tekrar ihraç izni zayıf olasılık. İsrail yakında hurdaya çıkacak F-16’ları bakımdan geçirdi ve cazip fiyatla NATO üyesi Hırvatistan’a satmak üzere anlaştı. Trump yönetimi 2019’da, en yakın dostu İsrail’e o eski uçaklar için bile re-eksport izni vermedi.

Belki en önemlisi, 2035-2040 arasında başka ülkeler 6. kuşak uçaklarını hizmete ve piyasaya sunmuş olacak. Acaba gidilen yol ne kadar isabetli?

Bir de işin ekonomisi var. TUSAŞ’a göre geliştirme masrafları 140-160 milyar dolar. Motor üretilse bile, 6. kuşak platformların uçmaya başladığı dönemde TFX ihracı zor. Küresel uçak piyasası çetin. Rusya Su-57 için henüz satış anlaşması yapamadı. Fransa 20 yıldır uğraşıyor, sadece 72 adet Rafale ihraç edebildi.

250 adet TFX üretimi planlanıyor. TSK’nın ihtiyacı bu. İhracat yapılamazsa uçak başına 600 milyon dolar gibi astronomik geliştirme maliyeti çıkıyor.

Britanya, Fransa, Almanya, Japonya gibi yüksek teknolojiye sahip ülkelerin ekonomik nedenlerle tek başına kalkışmadığı bir işe Türkiye nasıl bir fizibilite sonunda başlama kararı aldı, bilmiyoruz.

Türkiye için daha uygun çözüm, F-35’leri alıp Avrupa’da 6. kuşak için yürütülen iki işbirliğinden birine katılmak olabilir. Zaten 5. kuşak üretimini gecikerek başarsa bile, Türkiye’nin 6. kuşak girişimini sürdürmesi zor. O arada F-35’lere ilave tamamlayıcı ihtiyaç olursa, yeni teknoloji ürünü ve daha ekonomik 4,5 kuşak uçaklar düşünebilir (Eurofighter, Gripen gibi).

Tasarruf edilecek bütçe mukayeseli avantajlar sağlayacak savunma yatırımlarına kaydırılabilir. Mesela Türkiye drone üretiminde ciddi bir avantaj yakalamış durumda. Bu avantaj konsolide edilmeli. Dronlar geleceğin savaşlarında kritik rol oynayacak. Ama teknolojik olarak gidilecek daha uzun yol var. Ayrıca siber savunma, füze üretimi, hava savunma sistemleri gibi alanlara daha çok kaynak ayrılabilir.

TFX ve benzeri projelerin önünde başka devasa sorunlar da var. Ekonomi giderek küçülüyor. 2013-2019 arasında milli gelir dolar bazında %21 geriledi.

Teknolojik gelişmenin motoru rekabetçi ortam iyi işlemiyor. Şirketlerin başarısı için en önde gelen koşul iktidara yakınlık.

Pisa sınav sonuçlarının gösterdiği gibi, temel eğitimin kalitesi düşük.

Gençler arasında geleceğini dışarıda arayanların oranı yükseliyor. Yurt dışında en kolay iş bulanlar, en yetenekli ve en iyi eğitimli gençler.

Hukuk devleti, ifade özgürlüğü ve insan hakları sicili ürkütücü derecede bozuldu, muhalifler hapse atılıyor. O nedenle teknolojiye sahip Batılı ülkelerle işbirliği olanakları zayıflıyor. Altay tankı motor satışını Almanya’nın askıya alması gibi.

Bütün bunların başta gelen sorumlusu mevcut AKP rejimi.


%d blogcu bunu beğendi: